Perşembe , Kasım 26 2020
Son Haberler
Anasayfa / Soru Cevap / Evrendeki eski şeyler neler?

Evrendeki eski şeyler neler?

Sponsorlu Bağlantılar

Evrendeki eski şeyler neler?
Evren

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Evren veya kâinat, sonsuz uzayda bulunan tüm madde ve enerji biçimlerini içeren bütünün adıdır. Yani “evren” astronominin, astrofiziğin konu edindiği şeylerin tümüdür.Galaksilerin birleşimiyle oluşan her şeydir. İçinde “her şey” olan bu dev çorba, sonsuzluk veya hiçlik olarak tanımlanabilecek uzayın içinde yer alır. Daha doğrusu, uzaya fon olan siyah hiçliğin içindeki her şeydir evren. Dolayısıyla aslında sonsuz uzayın-hiçliğin içinde de değildir. Zira “hiçliğin” içi olmaz. Fakat olmayan şeylere de (sıfır gibi) onlardan bahsedebilmek ve düşüncelerimizde kullanabilmek için bir isim vermek zorunda olduğumuzdan evreni çevreleyen bu “hiçliğe” uzay-uzam gibi isimler vermişizdir.


180px-Universum magnify-clip
Universum – C. Flammarion, Holzschnitt, Paris 1888, Kolorit: Heikenwaelder Hugo, Wien 1998

Bilinenlere göre evren bir gaz topunun sıkışıp patlamasıyla oluşmuştur.Uzun yıllar boyunca gazlar evrende bir dolaşım içindeydi.Bu gazlar birleşerek galaksileri(gök adaları)oluşturdu.Bazı gökadalarda birleşti.Galaksiler içinde Güneş Sistemi,Gezegenler,Asteroidler ve gök taşları bulunan büyük gaz boşluklarıdır.Bir galaksiden diğerine 57.000 yılda ulaşılmaktadır.Keşfedebildiğimiz evrende 400 milyardan fazla galaksi ve 10.1018 güneş olduğu tahmin edilmektedir.
Bakış açısına göre evren, aslında “tek” şeydir. Zira bilinen en büyük bütündür. Fakat sadece “evren” kavramını kullanarak düşünüp konuşamayacağımız için onu farklı ve daha küçük parçalara ayırır ve sınıflandırırız. Böylece “dil” ortaya çıkar. Dili kullanan insanlar bir süre sonra kavramların aslında gerçekliklerinin olmadığını sadece fonksiyonları olduğunu unutur ve kendi yarattıkları kavramların mutlaka bir gerçekliğe işaret ettiğine inanmaya başlar. Evren oluşmuş ve/veya oluşturulmuş sistemler bütünüdür.
Evrenin oluşumuna dair günümüzde en çok kullanılan teori, Big Bang teorisidir. Bu teoriye göre evren, sıfır hacimli ve çok yüksek bir enerji potansiyeline sahip, sıkışmış bir noktanın patlamasıyla oluştu. 10 Eylül 2008 tarihinde açılan, İsviçre sınırındaki CERN’de yer alan Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nda da ilk defa bu teori deneylerle test edilecektir.

Etimoloji

Evren sözcüğü “eviren”, “çeviren” anlamına gelir. Eski Türkler’de ve Çinliler’de gök çarkının/çarklarının döndüğü kabul edilmekte ve gök kubbenin en alttaki çemberini bir çift gök ejderinin çevirdiğine inanılmaktaydı. Ejder gök çarkını ve buna bağlı olarak da “yaşam çarkı”nı çevirmekteydi. Böylece Eski Türkler’de “ejder” de evren olarak adlandırılmıştır [kaynak belirtilmeli]. Aynı anlamda kullanılan kâinat ise Arapça kökenlidir, Osmanlıcada ﮐﺎﺋﻨﺎﺕ şeklinde kullanılmaktaydı.

Evren’in Genişlemesi

Evren şu anda genişlemektedir.Örneğin iki galaksi arası uzaklık yıllar önce 4-5 ışık yılı ise şu anda 6-7 ışık yılıdır.Evren’in itme gücü bitince çekme gücü başlayacak ve böylece Evren küçülüp çarpışarak birleşcek ve büyük bir patlamayla Evren tekrar genişlemeye başlayacak ve bu döngü de hep devam edecektir.(Açılıp kapanan evren modeline göre)

Evren Konusundaki Görüşlerin Değişmesi

Sponsorlu Bağlantılar

Eskiçağlarda birkaçı dışında bütün astronom ve düşünürler Dünya’nın evrenin merkezi olduğuna, Güneş, Ay ve yıldızların Dünya’nın çevresinde döndüğüne inanırlardı. Bu evren görüşüne göre, yıldızlar kristal bir kürenin içine çakılmış gibi durağandı. Buna karşılık Güneş, Ay ve beş “gezegen yıldız” ( o zamanlar bilinen beş gezegen ) bu durağan yıldızların önünde hareket halindeydi. Bütün gökcisimleri, sanki bir makineyle çalıştırılıyormuşçasına, değişmez bir düzen içinde Dünya’nın çevresinde dolanırdı. Eski astronomlar gezegenlerin bu hareketini, Güneş’in ve yıldızların günlük dolanımını açıklıyabilmek için karmaşık evren modelleri geliştirdiler.
Bu eski astronomlar içinde etkisi en uzun süreli olan İskenderyeli Batlamyus’tur ( Klaudios Ptolemaios ). İS 2. yüzyılda yaşayan bu ünlü bilgin, bugün Almagest adıyla bilinen büyük yapıtında gökcisimlerinin karmaşık hareketini açıklayan evren kuramını ortaya attı ve Dünya’yı evrenin merkezi olarak kabul eden bu kuram 1400 yıl boyunca hiç tartışmasız benimsendi. Uzayın uçsuz bucaksız ve karanlık boşluğunda; Güneş’e benzer yıldızlardan oluşmuş bir gökadanın ortasında yüzen günmerkezli Güneş Sistemi düşüncesini yerleşmeye başlaması ancak 16., 17. ve 18. yüzyıllara rastlar. Mikolaj Kopernik, Galileo Galilei ve Johannes Kepler gibi büyük bilginler, Dünya’nın ve öbür gezegenlerin Güneş’in çevresindeki yörüngelerde dolandığını kanıtladılar. Sir Isaac Newton, bu gezegenlerin Güneş’in çevresindeki yörüngede tutan evrensel çekim ( kütleçekim ) kuvvetinin varlığını açıkladı. 18. yüzyılın sonlarında Sir William Herschel ve onu izleyenler de bütün Güneş Sistemi’ni içeren Samanyolu Gökadası’nı incelediler; bulutsu denen soluk ışıklı gaz ve toz bulutlarını araştırarak bunlardan çoğunun gerçekte Samanyolu’nun ötesindeki başka gökadalar olduğunu saptadılar.
Â19. yüzyılın ortalarına doğru astronomları; insanın dış gücünün çok ötesinde, tasarlanamayacak kadar engin bir evren düşüncesine götüren önemli gelişmeler oldu. Evrenin sınırsız boyutlarının ilk somut göstergesi, büyük Alman astronomi bilgin Friedrich Wilhelm Bessel’in ( 1784 – 1846 ) o güne kadar denenmemiş bir yönteme başvurarak 1838’de yaptığı bir uzaklık ölçümüdür. Bessel, ilk kez ıraklık açısından yararlanarak, Güneş ile yakınındaki Kuğu 61 yıldızı arasındaki uzaklığıkesin değerleriyle ölçtü ve inanılması güç bir sonuç buldu. Bu ölçüme göre Kuğu 61 Güneş’e 97 trilyon kilometreden daha uzaktaydı ( tam olarak 97.432.493.000.000 km ). Yakın bir yıldızın bile böylesine şaşırtıcı bir uzaklıkta olması, uzayda yapılacak ölçümlerde kilometre ve mil gibi geleneksel ölçü birimlerini kullanmanın ne kadar anlamsız olduğunu açıkça ortaya koymuştu. Bunun üzerine astronomlar, çok hızlı bir maddenin bu uzaklığı ne kadar zamanda alacağını belirtmenin çok daha kolay ve anlamlı bir ölçü birimi olacağına karar verdiler. Bilinen en büyük hız ışığın hızıdır. Saniyede yaklaşık 300.000 km hızla hareket eden bir ışık ışını bir yılda yaklaşık 9,5 – 10 trilyon kilometre yol alır. Işık yılı denen bu uzaklık bugün astronominin temel uzunluk ölçüsü birimidir. Demek ki bu birime göre Kuğu 61 Güneş’ten 10,3 ışık yılı uzaklıktadır. (Günümüzde yapılan daha duyarlı ölçümler bu uzaklığın 11,2 ışık yılı olduğunu ortaya koymuştur.) Güneş’e en yakın yıldız ise yanlızca 4,3 ışık yılı uzaklıktaki Proxima Centauri’dir ( Erboğa takımyıldızından bir yıldız).

Hakkında Serkan

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Scroll To Top