Pazar , Kasım 29 2020
Son Haberler
Anasayfa / Soru Cevap / 11. yy Türk dilinin kaynakları nelerdir?

11. yy Türk dilinin kaynakları nelerdir?

Sponsorlu Bağlantılar

11. yy Türk dilinin kaynakları nelerdir?
11. Yüzyıl Türk Edebiyatı

Yusuf Has Hacib tarafından yazılan ve Türk edebiyatının ilk ürünü olan “Kutadgu Bilig” (11. yüzyıl), yalın ve katıksız Türkçe özellikleri taşır. Eser; din, devlet, siyaset ve eğitim gibi konularda görüşler ve öğütler içermektedir. İslam kültürü etkisindeki Türk edebiyatının en önemli yapıtlarından bir diğeri de Kaşgarlı Mahmut tarafından yazılan Dîvânü Lugati’t Türk’tür (Türk Dilleri Sözlüğü). Bu eserlerin her ikisi de güneybatı lehçelerinden olan Hakaniye Türkçesi ile yazılmıştır.

Edebiyatı da doğrudan etkileyecek olan Türk dilindeki bir diğer gelişim ise 11. yüzyıldan başla***** Oğuz-Türkmen boyları tarafından konuşulan güneybatı lehçesinde görül-mektedir. Nitekim, bu Türk boylarından İran’ın bir bölgesi ile Azerbaycan’a yerleşenler Azeri Türkçesi’ni, Anadolu’ya yerleşenler ise Türkiye Türkçesi’ni oluşturmuşlardır.

Sponsorlu Bağlantılar

XI. ve XII. Yüzyılda Türk toplumu içinde Arapça ve Farsçayı bilen yeni bir aydın zümre doğdu. Bunlar, öğrendikleri Arapça ve Farsçanın yanında, bu dillerde meydana getirilmiş edebiyatın da etkisinde kaldılar. Bu yüzyıllarda Fars şiirine heveslenen Türk asıllı şairler Farsça eserler yazma arzusuna düştüler ve örnekler verdiler. Farsçayı edebiyat dili olarak benimsediler. Türk hanedanlarının saraylarında edebiyat dili Farsça oldu. Samanoğullarının, Gaznelilerin, Büyük Selçukluların zamanında Türk aydınları arasında Farsça edebiyat dili olarak benimsendi. Farsça yazanlar takdir gördü. Türkçe, olgun örnekler verecek teşvikten mahrum kaldı. Bu dönemde ortaya konulan Türkçe eserlerde ilim ve din alanında Arapça, edebiyat alanında da Farsça kelimelerin kullanılması giderek yaygınlaştı. Hece vezninin yerini aruz vezni almaya başladı. Eski Türk nazım şekilleri yanında mesnevî ve gazel gibi yeni nazım şekilleri de kullanıldı.
Bu durum daha çok Farsçanın yoğun olarak kullanıldığı Türk siyasî hakimiyeti altındaki bölgelerde görüldü. Halkı Türk olan bölgelerde ise Türkçe ile eser verme daha XI. yüzyıldan itibaren başladı. Bu yüzyıllarda meydana getirilmiş eserler daha çok öğüt verici nitelikteki şiirlerdir. Bu tür eserlerin başında devlet yönetimi ile ilgili olarak 1070 yılında Yusuf Has Hacib’in yazdığı Kutadgu Bilig görülür. Onu XII. Yüzyılda Edip Ahmet Yüknekî’nin Atabetü’l-Hakâyık’ı takip eder. Kutadgu Bilig ve Atebetü’l-Hakayık aruz vezni ile yazılmaları, Arapça ve Farsça kelimeleri bünyesinde almaları ve muhtelif islâmî unsurları taşımalarına rağmen iran şiirinin tam hakimiyetini taşımazlar. Hatta nazım şekli olarak bile tam benzerlik göstermezler. Atabetü’l-Hakayık baştan sona dörtlüklerle yazılmıştır. Ahmet Yesevî de hikmet tarzında yazdığı şiirlerde bu nazım şeklini kullanmıştır. Bu hikmetlerde islâm inanç ve ahlâkı ile birlikte tasavvuf duygusu da işlenmiştir.Hikmet tarzı gelenek hâlinde Ahmet Yesevî’den sonra da devam etmiştir. Kâşgarlı Mahmud’un Türk boyları arasından derlediği ve Dîvânü Lûgat-it Türk isimli eserine aldığı dil ve şiir örnekleri Türk şiirinin kendi geleneklerini sürdürdüğünü gösterir.

Hakkında Serkan

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Scroll To Top